27 Nisan 2008 Pazar
Celebis Rainbow'lar Tankımda
Kirpi Salyangozum ve 4.haftada bitkilerde gelişim
Hastalık
Bir tür mantar olduğuna kanaat getirdiğim bu hastalıktan 2 gün ara ile 2 balığımı kaybettim. Kafa çevresinde pamuksu bir beyazlık olarak başlayan hastalık 24 saatte ölümle sonuçlandı... Diğer balıklara geçmemesi için karantinaya alınan balıkların ikisini de kaybettim. Diğerleri sağlam çok şükür. Ama gözüm sürekli akvaryumda balıklarda beyaz leke veya pamuksu oluşum arıyorum ve bulmamayı umuyorum. Akvaryumcuya gittiğimde ilaç soracağım. Tedavi cidden zor ve cevap verilmese de en azından önlem almak adına. Şimdilik öneriler üzerine sadece akvaryum ısısını yükselttim. Bu da hassas bir denge balıklar için ısıyı yükseltirken bitkiler için riskli bir hamle yapmış oluyorum. Çünkü çoğu bitki için önerilen maksimum ısı 25-26 iken su sıcaklığı 29-30 derece şu anda...
3. Hafta biterken...
Daniolar akvaryuma alışıp renkleri otururken ben de onları fotoğraflamak konusunda biraz daha ustalaşıyorum sanırım. Aslında daha doğrusu enstantane ve ISO ayarları ile boğuşup flaşlı çekime teslim oldum demek daha doğru olacak:D Neyse sanırım bu renk adına biraz daha fikir verebilir.
Akvaryumun 3. hafta sonunda durumu, bitki gelişimi umduğumdan hızlı ve iyi gidiyor, bu arada forumdan bir başka üyeden edindiğim DIY sıvı gübreleri kullanmaya başladım geçen hafta; Micro Element, Demir, Fosfat ve Potasyum sıvı gübreleri. Demir ilavesi kırmızı bitkilerde kendini gösterdi. Özellikle Ammania Gracilis gübre ilavesinin hemen ardından bir gün sonra kızararak memnuniyetini belli ediyor... Glossolardaki gelişim maalesef yukarı doğru oldu, sanırım akvaryum derinliğim nedeni ile yüksek ışık ihtiyacı olan bu bitki yeterli ışığı alamıyor... Bakalım biraz daha bekleyelim...
Yeni Misafirler ve bitki ilaveleri
Bir diğer özellikleri ise yorulmaksızın akvaryumun her köşesini grup halinde gezmeleri... Tabii fotoğraf çekmek neredeyse imkansız oluyor ve gerçek ihtişamları bence çıplak gözle görülebiliyor...
25 Nisan 2008 Cuma
Akvaryumda durumlar...
Bitki gelişimi keyifle sürüyor, temizlik ekibim sayesinde nerdeyse yok olan yosunlardan sonra keyifleri yerine geliyor gibi. Bu arada aydınlatmada da daha kısıtlı bir zamanlamaya gittim. Şu ara günde 7-8 saat aydınlatma yapıyorum, ilk 3 saatin ardından 2 saat mola vererek: Okuduğum kadarıyla ışıklandırma da aralık bitkiye zarar vermezken yosun gelişimini ciddi olarak yavaşlatıyormuş. İşe yaradığını söyleyebilirim...
Crinum Calamistratum'dan fotosentez show...:)
Kirpi salyangozlarımdan biri favori kütüğünde yoluna devam ediyor...
Echinodorusun yeni çıkan yaprakları ilk hallerine göre ciddi devleşti ve bu kızıllık ve dokunun mükemmelliği de beni mest ediyor doğrusu...
İlk Şok...!
Büyük yıkım elbette...
Sonra ilk panik ve sıkıntı atlatıldıktan sonra sayım, geri kalan 3 tane karidesim hayatta mı? Ve evet gayet mutlular... hatta 4. de mutlu!!!
Sonra hafıza yerine geliyor... Yine forumlardan hatırladığım, karideslerin ayda bir kabuk değiştirmeleri ile ilgili bir yazı... Hemen bağlanıp okuyorum yazıyı, evet kabuk değiştiriyorlar ayda bir kere. Ancak ben bunu ilk okuduğumda kabuk değiştirmekten anladığım kuyruk kısmı belki biraz da sırtı idi; bacakları, antenleri
Ama ilk şok bana bir süre yetecek sanırım:)
24 Nisan 2008 Perşembe
İlk Misafirler - Temizlik Ekibi
Aslında planlarda daha uzun bir süre bekleyerek bitkilerin biraz daha gelişmesi ve akvaryumun dengesinin oturması vardı. Arkadaşımın nerdeyse 1 yıldır var olan akvaryumunun filtersinden 1 litre su ile aşılama yaptığım bakterilerin gelişmesi vs için gerekli idi bu süre. Ancak, hem sabırsızlık hem de bakmaya doyamamaktan ışığın süresini de ilk haftalara nazaran çok tuttuğum için alg patlamasının önüne geçemedim. Hem yeşil nokta hem de sakal yosunu aynı anda baş gösterdi :(
İşte bu noktada bir kez daha forumlar imdadıma yetişti. Alg patlaması sabırla hiç olmaması sağlanabileceği gibi yine sabırla giderilebilecek bir sorun. Temel tanımı ile, sudaki besin döngüsü daha baskın olan bitkiler öncelikli olarak kullanılıyor. Ancak eğer bitki oranınız yeterli değil ise, arta kalan besin direkt yosunlara yarıyor- en azından benim anladığım bu. Pratikte de ilk bitki alımı zaten başlı başına bir yatırım olduğundan ilk anda bu oranı sağlamak da zor ya da ekonomik olarak zorlayıcı... Tabii birkaç faktör daha var, zemine depolanmış gübreler ve ciddi bir aydınlatma...
Uzun lafın kısası her akvaryumseverin en bozulduğu an özene bezene alıp diktiği bitkilerini bir sabah kalktığında lif lif yosuna bürünmüş bulmak sanırım. Çünkü bitkilerde kayıp vermemek en azından ciddi bir yaprak kaybı olmadan mümkün değil... Ama bu konuda uzmanlaşmış birkaç canlıdan yardım almakta da zarar yok sanırım...
İlk canlılarımı Bostancı petten aldım. 4 adet Caridina Japonica tatlısu karidesi nam-ı diğer Amano Karidesler. 6 adet SAE (Siamese Algae Eater - Crossocheileus Siamensis) ve 4 adet Kirpi Salyangoz (Neritine).


İşte bu noktada bir kez daha forumlar imdadıma yetişti. Alg patlaması sabırla hiç olmaması sağlanabileceği gibi yine sabırla giderilebilecek bir sorun. Temel tanımı ile, sudaki besin döngüsü daha baskın olan bitkiler öncelikli olarak kullanılıyor. Ancak eğer bitki oranınız yeterli değil ise, arta kalan besin direkt yosunlara yarıyor- en azından benim anladığım bu. Pratikte de ilk bitki alımı zaten başlı başına bir yatırım olduğundan ilk anda bu oranı sağlamak da zor ya da ekonomik olarak zorlayıcı... Tabii birkaç faktör daha var, zemine depolanmış gübreler ve ciddi bir aydınlatma...
Uzun lafın kısası her akvaryumseverin en bozulduğu an özene bezene alıp diktiği bitkilerini bir sabah kalktığında lif lif yosuna bürünmüş bulmak sanırım. Çünkü bitkilerde kayıp vermemek en azından ciddi bir yaprak kaybı olmadan mümkün değil... Ama bu konuda uzmanlaşmış birkaç canlıdan yardım almakta da zarar yok sanırım...
İlk canlılarımı Bostancı petten aldım. 4 adet Caridina Japonica tatlısu karidesi nam-ı diğer Amano Karidesler. 6 adet SAE (Siamese Algae Eater - Crossocheileus Siamensis) ve 4 adet Kirpi Salyangoz (Neritine).
Karideslerin suya alıştırılması hassas bir konu, forumlardan ve çeşitli sitelerden okuduğum bilgiler doğrultusunda; 1 saat torbada ısıya alıştırma ardında enjektör ile akvaryum suyundan 10 ml lik dozlar halinde 3-4 saat süren bir alıştırma sürecinden sonra tanka saldım.
Ufaklıkların ilk işi direkt olarak yosunlara saldırmak oldu :)
SAE ler karideslerden yaklaşık 3 saat evvel tanka katılmışlardı zaten ve 10 dakikalık keşif turunun ardından temizlik operasyonu başlamıştı bile...
İlk bitkilerin ilavesinden 4 gün sonra...
Akvaryumda ilk bitkiler
Ama beklemeye değiyor elbette...
İlk bitkileri Maltepepet'ten aldım.
Akvaryumun ilk kurulumu sırasında dertsiz, çabuk büyüyen ve beslenmesi hızlı olan bitkiler tavsiye/tercih ediliyor. Bu sayede yeni suyun oturması, bakteri oluşması sürecinde meydana gelmesi muhtemel alg patlamalarının da önüne geçilebiliyor.
Ayrıca Halitağa caddesinde hava hortumu ararken bulduğum bir adet Crinum Calamistratum ve 5 kök Carex i de bu pakete dahil ettim...
Aquaclay taban malzemesi bu noktada zorluk çıkardı bence, özellikle kalın gövdeli suyun kaldırma kuvvetinin daha güçlü Ammania Gracilisler bir hayli boğuştuktan sonra güçlükle ekim işlemini tamamladım... Tabii ek olarak akvaryum yüksekliğimin 65 cm olmasının ve bitkili akvaryumda bakım için pek de uygun olmayan bir derinlik olmasının da katkısı var bunu da belirtmek lazım. Her dip çalışması omuz başına kadar suya dalmayı gerektiriyor...!
Aydınlatma
Taban malzemeleri
Zemin için, alttan üste doğru
20lt ye yakın dere kumunu
Salon bitki torfu ile karıştırdım(yaklaşık 5-6 lt)
bir kat sinek teli
10lt diatomitli kedi kumu ve 2lt lav taşı kırığı
Bir kat sinek teli
Sera Floranet ve Tetra Bitki kumu (toplam 5 lt)
25lt Aquaclay
Sonuçlar gerçekten bu karışıma değer bence. Bitki ve kök gelişimleri doğru bir karışım olduğuna inandırıyor beni. Tek konu daha sonra da değineceğim hafif ve gevşek bir malzeme olan Aquaclayin bitki dikiminde zorluk çıkartmasıdır.
En altta dere kumu ve torf karışımı yer alıyor, forumlardan öğrendiğim; torfun içindeki hava boşlukları zemin tamamen dolduktan sonra çökme yapabileceği için 2. ve 3. katman malzemeyi koymadan
evvel su koyarak havanın gitmesini ve torfun oturmasını beklemek gerekiyor. Daha sonra üstüne sinek teli ve ardından resimde görülen, diatomitli kedi kumu ile lav taşı kırıklarından bir katman koydum. Yüzey alanları nedeniyle bakteri oluşumu ve tanecik büyüklüğü nedeniyle de sirkülasyona yararı dokunacağını düşündüm.
Bu resimde de Aquaclay 25lt kumun 3. katman olarak ilave edildiği hali görüyorsunuz. Böylece toplam zemin önde 10-12 arkada 20 cm civarı bir kalınlığa ulaşmış oluyor.
20lt ye yakın dere kumunu
Salon bitki torfu ile karıştırdım(yaklaşık 5-6 lt)
bir kat sinek teli
10lt diatomitli kedi kumu ve 2lt lav taşı kırığı
Bir kat sinek teli
Sera Floranet ve Tetra Bitki kumu (toplam 5 lt)
25lt Aquaclay
Sonuçlar gerçekten bu karışıma değer bence. Bitki ve kök gelişimleri doğru bir karışım olduğuna inandırıyor beni. Tek konu daha sonra da değineceğim hafif ve gevşek bir malzeme olan Aquaclayin bitki dikiminde zorluk çıkartmasıdır.
En altta dere kumu ve torf karışımı yer alıyor, forumlardan öğrendiğim; torfun içindeki hava boşlukları zemin tamamen dolduktan sonra çökme yapabileceği için 2. ve 3. katman malzemeyi koymadan
Bu resimde de Aquaclay 25lt kumun 3. katman olarak ilave edildiği hali görüyorsunuz. Böylece toplam zemin önde 10-12 arkada 20 cm civarı bir kalınlığa ulaşmış oluyor.
İlk iş google’da dolaşmakla başladı. Tipik aramalar akvaryum, tatlısu akvaryumu, tropikal balıklar vs vs… Zaten bunlar neredeyse tüm sorulara cevap bulmaya yetecek kaynağa ulaşmayı da sağlıyor. 3 büyük akvaryum forumuna üyeyim, ikisini neredeyse hergün takip ediyorum. Aslında akvaryumu kurmadan önceki ilk 1 ayın tamamını bu forumları ve akvaryum kurulumunu okuyarak ve nasıl bir tarzda akvaryum istediğime karar vermeye çalışarak geçirdim.
En önemlisi 1998 de aldığım akvaryumun mutlaka demonte edilip tekrar silikonlanması gerektiğini öğrenmemdi. MAS Akvaryumu nette bulup ayarlamaları yaptım. Babacığım sağolsun ferhatpaşalarda kaybola kaybola sonunda bulduk yerlerini. Bir hafta sonra akvaryumum eskisi kadar sağlam, destekleri yenilenmiş olarak geldi.
Bu arada forumlardan ve netteki diğer kaynaklardan gördüklerim ve aldığım ilhamlar ile kesinlikle bol bitkili bir akvaryuma karar verdim. Çoğu kişi için böyle olmasa da bitkili akvaryumlar da bitkiler balıklar kadar önem taşıyor en azından benim için öyle. Mutlu bitkinin fotosenteze başlaması, yaprakların arasından beliren inci kolye gibi yüzeye tırmanan baloncukları izlemek müthiş bir keyif benim için… Hele bir de çiçek açmaya başlamıyorlar mı? Aman aman !!:D
En önemlisi 1998 de aldığım akvaryumun mutlaka demonte edilip tekrar silikonlanması gerektiğini öğrenmemdi. MAS Akvaryumu nette bulup ayarlamaları yaptım. Babacığım sağolsun ferhatpaşalarda kaybola kaybola sonunda bulduk yerlerini. Bir hafta sonra akvaryumum eskisi kadar sağlam, destekleri yenilenmiş olarak geldi.
Bu arada forumlardan ve netteki diğer kaynaklardan gördüklerim ve aldığım ilhamlar ile kesinlikle bol bitkili bir akvaryuma karar verdim. Çoğu kişi için böyle olmasa da bitkili akvaryumlar da bitkiler balıklar kadar önem taşıyor en azından benim için öyle. Mutlu bitkinin fotosenteze başlaması, yaprakların arasından beliren inci kolye gibi yüzeye tırmanan baloncukları izlemek müthiş bir keyif benim için… Hele bir de çiçek açmaya başlamıyorlar mı? Aman aman !!:D
Sular Altından Merhaba !
Akvaryumların hayatıma girişi ilkokul 4. sınıfa, 10 yaşıma kadar gidiyor. 50cmlik bir akvaryum, aluminyum kapak ve tek ampullü bir akvaryum ile bu keyfin kapılarını araladım. O zamanlar tabii ampullü aydınlatmanın yanlış olduğunu öğrenecek bir internet forumu ya da kaynak yoktu ya da en azından ben ulaşamamıştım.Aynı kaynak eksikliği ile 2 melek, 2 japon, 2 platy ve 2 lepistesin mutlu ve mesut bir arada yaşamasını bekliyordum… Aslında yaşadılar da, ama meleklerin asidik, kahverengi sulu ve mutlaka bol bitkili amazon ırmakları ile japonların hafif alkali serin sularda her bitkiyi yemek olarak gördükleri gibi bilgilere ulaşmam çok sonralara denk gelir…
Arada mola verilen yıllardan sonra, Amerika dönüşü ilk büyük tankımı aldım. 240 lt’lik 100x40x65h ‘lık tankımı…Anubiaslarım(rizomlu bitkilerden) ve Melek Balıklarım (Pterophylum Scalare) ile 3 yıl geçirdim. Tabii hala eksiklerim ve ulaşamadığım bilgiler vardı. İnternet Türkiye’de emekliyordu. Yabancı kaynaklara ise nedense fazla başvurmamıştım. Derken kendi evime taşındım, iş güç derken akvaryum hayatımdan çıktı. Balıklarımı akvaryumcuya teslim edip, akvaryumumu da boşalttım. 3 yıl sonra boş akvaryum annemlerdeki tadilat sırasında şu anki evime taşındı ve yaklaşık bir 3 yıl daha burada boş bekledi. Askere gidip geldikten sonra ve iş hayatımdaki değişiklikler sayesinde içimde bastırılmış bekleyen bu dünyanın kapıları tekrar açılmaya başladı.
Tabii bu arada google ve akvaryum dünyası çooooktan buluşmuş hatta seç seç beğen sitelerle dolmuştu. Istanbul’da artık online sitelerden gayet bilinçli akvaryumculara; herşeye ulaşmanın mümkün olduğunu fark etmek ayrı bir keyifti.
Şimdi miş’li geçmiş zamanın hikayesini bırakıp artık askerden döndükten sonraki 3 ayımı ve akvaryumumun kurulum aşamasını anlatmaya koyulayım…
Ha bir de dipnot; Karpatontour’u bilenler zaten anlayacaklar ama karpatunderwater da serinin devamı olsun istedim… Buyrun sular altına…
Arada mola verilen yıllardan sonra, Amerika dönüşü ilk büyük tankımı aldım. 240 lt’lik 100x40x65h ‘lık tankımı…Anubiaslarım(rizomlu bitkilerden) ve Melek Balıklarım (Pterophylum Scalare) ile 3 yıl geçirdim. Tabii hala eksiklerim ve ulaşamadığım bilgiler vardı. İnternet Türkiye’de emekliyordu. Yabancı kaynaklara ise nedense fazla başvurmamıştım. Derken kendi evime taşındım, iş güç derken akvaryum hayatımdan çıktı. Balıklarımı akvaryumcuya teslim edip, akvaryumumu da boşalttım. 3 yıl sonra boş akvaryum annemlerdeki tadilat sırasında şu anki evime taşındı ve yaklaşık bir 3 yıl daha burada boş bekledi. Askere gidip geldikten sonra ve iş hayatımdaki değişiklikler sayesinde içimde bastırılmış bekleyen bu dünyanın kapıları tekrar açılmaya başladı.
Tabii bu arada google ve akvaryum dünyası çooooktan buluşmuş hatta seç seç beğen sitelerle dolmuştu. Istanbul’da artık online sitelerden gayet bilinçli akvaryumculara; herşeye ulaşmanın mümkün olduğunu fark etmek ayrı bir keyifti.
Şimdi miş’li geçmiş zamanın hikayesini bırakıp artık askerden döndükten sonraki 3 ayımı ve akvaryumumun kurulum aşamasını anlatmaya koyulayım…
Ha bir de dipnot; Karpatontour’u bilenler zaten anlayacaklar ama karpatunderwater da serinin devamı olsun istedim… Buyrun sular altına…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
