Akvaryumların hayatıma girişi ilkokul 4. sınıfa, 10 yaşıma kadar gidiyor. 50cmlik bir akvaryum, aluminyum kapak ve tek ampullü bir akvaryum ile bu keyfin kapılarını araladım. O zamanlar tabii ampullü aydınlatmanın yanlış olduğunu öğrenecek bir internet forumu ya da kaynak yoktu ya da en azından ben ulaşamamıştım.Aynı kaynak eksikliği ile 2 melek, 2 japon, 2 platy ve 2 lepistesin mutlu ve mesut bir arada yaşamasını bekliyordum… Aslında yaşadılar da, ama meleklerin asidik, kahverengi sulu ve mutlaka bol bitkili amazon ırmakları ile japonların hafif alkali serin sularda her bitkiyi yemek olarak gördükleri gibi bilgilere ulaşmam çok sonralara denk gelir…
Arada mola verilen yıllardan sonra, Amerika dönüşü ilk büyük tankımı aldım. 240 lt’lik 100x40x65h ‘lık tankımı…Anubiaslarım(rizomlu bitkilerden) ve Melek Balıklarım (Pterophylum Scalare) ile 3 yıl geçirdim. Tabii hala eksiklerim ve ulaşamadığım bilgiler vardı. İnternet Türkiye’de emekliyordu. Yabancı kaynaklara ise nedense fazla başvurmamıştım. Derken kendi evime taşındım, iş güç derken akvaryum hayatımdan çıktı. Balıklarımı akvaryumcuya teslim edip, akvaryumumu da boşalttım. 3 yıl sonra boş akvaryum annemlerdeki tadilat sırasında şu anki evime taşındı ve yaklaşık bir 3 yıl daha burada boş bekledi. Askere gidip geldikten sonra ve iş hayatımdaki değişiklikler sayesinde içimde bastırılmış bekleyen bu dünyanın kapıları tekrar açılmaya başladı.
Tabii bu arada google ve akvaryum dünyası çooooktan buluşmuş hatta seç seç beğen sitelerle dolmuştu. Istanbul’da artık online sitelerden gayet bilinçli akvaryumculara; herşeye ulaşmanın mümkün olduğunu fark etmek ayrı bir keyifti.
Şimdi miş’li geçmiş zamanın hikayesini bırakıp artık askerden döndükten sonraki 3 ayımı ve akvaryumumun kurulum aşamasını anlatmaya koyulayım…
Ha bir de dipnot; Karpatontour’u bilenler zaten anlayacaklar ama karpatunderwater da serinin devamı olsun istedim… Buyrun sular altına…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder